Finans Sektörünün Büyük Oyuncularının Sürdürülebilir Yatırımlarda Yeri

Okuma Süresi: 5 dk. Kategori: Etki Yatırımı Tarih: 3 Eylül 2021

Finans sektörünün büyük oyuncuları özellikle 2008 krizini takip eden dönemde Çevresel, Sosyal, Yönetişim (Environmental, Social, Governance – ESG) temelli stratejilerini daha hızlı şekillendirmeye başladılar ancak hiçbir zaman bu akımın ana liderleri olmadılar. Finans dünyasını etkileyen ESG odaklı projeler çoğu zaman kamu ajansları veya kamu ajansları ile işbirliği içerisinde olan özel kurumlar tarafından başlatıldı ve tamamlandı. Büyük oyuncular olarak tabir edebileceğimiz bilançosu yaklaşık olarak 250 milyar dolardan fazla olan bankalar ise ESG stratejilerini çoğu zaman üst yönetimin veya piyasanın yarattığı baskı sebebiyle oluşturdular. ESG stratejilerinin önemi, sadece şirketin kurumsal iletişimini değil esasen kurumların sürdürülebilirliğini ve dolayısıyla geleceğini etkileyeceği için öne çıkmaktadır.

Moody’s Yatırımcı Hizmetleri’nin Şubat 2021’de yayınladığı rapora göre küresel ESG işlemleri önceki çeyreğe kıyasla %14 artarak 2020’nin üçüncü çeyreğinde 80.5 milyar dolara ulaşmıştır. Örneğin 2030’a kadar sürdürülebilir finans için Goldman Sachs 750 milyar dolar, Citigroup ise 1 trilyon dolar kullanacağını duyurmuştur. ESG temelli stratejilerin popülerleşmesi Bloomberg’den alınan aşağıdaki grafikte görülebilmektedir. Bankalar her geçen yıl alana daha da fazla kaynak ayıracağını veya ilgili alanlarda bir tür proje geliştireceğini belirtmektedir. Grafiğe göre 2020 yılında bankaların sunumlarında, raporlarında ve iletişim kanallarında sürdürülebilirlik kelimesi tam 200 kere kayda geçmiştir.

Grafik: Bankaların her yıl sunumlarında, raporlarında, iletişim kanallarında geçen toplam anahtar kelime veya anahtar terim sayısı (Siyah Sütun: Sürdürülebilirlik, Yeşil Sütun: İklim değişikliği) Kaynak: Bloomberg

ESG stratejilerinin bir ileri aşaması olan etki yatırımında rol oynayan ilk büyük bankalar European Investment Fund, J.P.Morgan ve Credit Suisse iken günümüzde Citigroup, HSBC ve Goldman Sachs gibi diğer aktörlerin de alana girdiği görülmektedir. Elbette küçük büyük fark etmeksizin tüm kurumların etki yatırımlarında oynayabileceği bir rol var ancak uluslararası boyutta operasyonu bulunan bankaların sahip oldukları bilanço ile yaratabileceği olumlu etki çok daha kritik. Citigroup’un Ocak 2020’de kurulan 200 milyon dolarlık Etki Yatırımı Fonu, toplumu etkileyen problemlere karşı yenilikçi çözümler getiren firmalara 10 milyon dolara kadar yatırım yapmaktadır. Goldman Sachs’ın Varlık Yönetimi birimi altında çalışan Kentsel Yatırım Grubu (Urban Investment Group – UIG) her yıl yaklaşık 1 milyar doları toplumsal ve ekonomik kalkınma için emlak projelerine, sosyal girişimlere ve KOBİler için finansman sağlayan firmalara aktarmaktadır. UIG, kurulduğu 2001 yılından beri bankaya ait 4.3 milyar dolardan yüksek bir tutarı etki yatırımı fırsatlarında değerlendirmiştir.

Etki yatırımı piyasası hızla büyüyor olsa da bölgesel farklılıklar hem yatırımcıların hem de yatırım alan oluşumların bulunduğu bölgeler açısından hala oldukça belirgin. Örneğin GIIN’in yıllık Etki Yatırımı Anketi’ne göre 2018’de gerçekleştirilen globaldeki tüm etki yatırımlarının sadece %2’si Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine yönelik gerçekleştirilmiştir. Etki yatırımlarının kanalize edildiği bölgelerde yatırım seviyesinde artış görülmesi elbette aynı bölgedeki yatırımcı sayısındaki artış ile de yakından ilgilidir. Dolayısıyla daha fazla yerel fon, yerel yatırımcı, yerel oyuncu, daha fazla yatırım olan yerel oluşum demektir.

Türkiye’deki piyasaya baktığımızda büyük bir Türk finans kuruluşu tarafından gerçekleştirilen ilk ESG işlemlerinden biri TSKB’nin 2016 yılında uluslararası piyasalarda ihraç ettiği yeşil tahvildir. TSKB’nin 300 milyon dolar tutarındaki 5 yıl vadeli ihracı, planlanan tutarın 13 katından fazla talep görerek büyük başarı kazanmıştır. Diğer yerel bankaları incelediğimizde geçtiğimiz aylarda kurulan Etki Yatırımı Danışma Kurulu üyesi olan yerel finansal kurumlar etki yatırımı alanında ülkedeki önemli öncül aktörlerdir. Bunlar Ak Portföy, Garanti BBVA, İş Girişim ve Yapı Kredi Girişim’dir.

Örneğin, Garanti BBVA’nın Toplumsal Yatırım Programları altında 2020 yılı içinde toplam yatırımı 60 milyon TL’ye ulaşmıştır. Garanti’nin uluslararası bir grubun parçası olduğu göz önüne alındığında BBVA Grubu’nun 2018 yılında açıkladığı 2025 yılı taahhüdü ile uyumlu bir strateji izleniyor olması oldukça normaldir. BBVA Grubu verdiği taahhütte sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği ile mücadele etmek için toplam 100 milyar Euro finansman sağlayacağını açıklamıştır ve 2018’den beri ilgili alanlarda toplam 50,2 milyar Euro katkıda bulunmuştur. 

Finans sektörünün birbirini besleyen bir ekosistem olması sebebiyle hem global hem yerel finans kurumlarının etki yatırımlarında daha fazla rol alması istenilen etkinin daha başarılı ve verimli bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlayacaktır. Büyük finans kurumlarının etki yatırımlarında oynayabileceği rol sadece yatırımcı kimliğiyle gerçekleşmek zorunda değildir. Son 10 yılda yapılan araştırmalarda özellikle dikkat çeken büyük finans kurumlarının oynadığı ana roller aşağıdaki gibidir:

  • Bankanın kendi sermayesi ile yatırım yapması,
  • Yatırım danışmanlığı,
  • Yatırım ekosistemine yön verilmesi,
  • Müşterilere verilen danışmanlık
  • Fon oluşturulması,
  • Sektörel düşünce ve strateji liderliği,
  • Araştırma merkezi,
  • Kamu komitelerinde üyelik,
  • Metodoloji oluşturulmasında danışmanlık,
  • Hukuki ve regülatif altyapının oluşturulmasında danışmanlık.

Citigroup’un eski Global Çevresel Finans Başkanı Michael Eckhart’ın da söylediği gibi “Sermayeyi sürdürülebilir amaçlar için harekete geçirmezsek, sürdürülebilir bir toplumumuz olmayacak.” Dolayısıyla bilançosu etki yatırımına el vermese de tüm finans kurumlarının yukarıda bahsedilen roller açısından bir sorumluluğu ve sağlayabileceği bir katma değer vardır. Türkiye’de yaratılan ekosistemi besleyebilecek her türlü proje ve eylem yukarıda bahsedilen coğrafi farklılıkların da kapatılmasına olanak sağlayacaktır.