Şirketler Neden “İyi” Olmaya Karar Verdiler?

Okuma Süresi: 5 dk. Kategori: Etki Yatırımı Tarih: 14 Mart 2021

Şirketler neden “iyi” olmaya karar verdiler? 

Şirketlerin değerini ve başarısını belirleyen unsurlar artık sadece finansal performans değil, topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya sağlanan fayda olarak ön plana çıkıyor. “En büyük” yerine “en iyi” olmak değer kazanıyor.  Küresel etki devrimine öncülük eden isim olarak değerlendirilen Sir Ronald Cohen, sosyal faydanın yatırıma dahil edilmesiyle, dünyanın iyi yönde değişeceğini savunuyor. Bu kapsamda “finansal getirinin yanı sıra ölçülebilir pozitif sosyal ve çevresel etki yaratan yatırımlar”ın öne çıktığını görüyoruz. 

Şirketlerin geçirdiği bu değişimi değerlendirmek için yeni ekonomik modellerinin nasıl ortaya çıktığına tarihsel bir perspektiften bakmak faydalı olabilir. Ekonomi tarihine baktığımızda aslında her krizden, hatta her küresel krizden yeni bir anlayış, yeni bir model çıktığını görüyoruz.

Hatırlarsak,  2008 küresel krizi finansal karlılığın yanında riski yönetmenin önemini ortaya çıkardı ve teknolojik girişimlerin ihtiyacına cevap verecek girişim sermayesi kavramının doğmasına neden oldu.

Bugün bulunduğumuz noktada, Covid-19 un yarattığı ekonomik krizin olumsuz etkilerinin devasa olması bekleniyor. Küresel ölçekte işsizlik belki 1929 buhranında yaşanan işsizlikten çok daha fazla, finansal sistemlerin uğradığı hezimet ise 2008 krizinden daha da derin olacak gibi görünüyor. 

2008 krizinin bize verdiği derslerden biri de, yatırımların salt finansal performansının değil, sosyal ve çevresel etkilerinin de ekonomik birer değer olarak kabul edilebileceği oldu.

2000li yıllarından itibaren gelişmeye başlayan sosyal ve çevresel etki kavramları, 2015 yılında Birleşmiş Milletler’in 17 adet Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nı ilan etmesiyle daha görünür hale geldi ve etki odaklı yatırımlar bir paradigma haline geldi. Bu paradigma değişikliği elbette ekonomileri de etkilemeye başladı. Ama nasıl?

Sermayeden kar elde etmek yanında pozitif etki yaratmak yönünde bir tercih değişikliği başladı. 2015 yılında Bİrleşmiş Milletler’in dikkat çektiği küresel sorunların giderilmesinin, “etki” kavramının merkeze alındığı sürdürülebilir yatırımlarla mümkün olduğu anlaşıldı. Burda tabi etki yatırımlarının yarattığı bir zincirleme reaksiyondan bahsetmek mümkün. Yatırımcıların zihniyeti değişmeye başlayınca, yatırımlarda aldıkları aksiyonlar da değişmeye başladı. Bunu izleyen filantropistler, girişimciler, büyük endüstriler ve hükümetler bu yeni paradigmayı karar mekanizmalarına taşıdılar.

İş dünyasındaki bu dönüşümün potansiyeli nedir?

Birleşmiş Milletler’in in 17 SKA’nı ilan etmesi aslında 2030 yılına kadar karşılanması gereken amaçlar için, kalkınmanın küresel olarak tamamlanması adına yılda 2.5 trilyonluk  bütçe açığının ancak sürdürülebilir yatırımlarla mümkün olduğunu ortaya koydu. 2015 yılında 15.2 milyar dolarla başlayan bu hacim 2019 Kasım rakamlarıyla 505 milyar dolara, 2020 haziranında da 715 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’de henüz konuşulmaya başlanan etki yatırımları bakımından fırsat nerde yatıyor, bir de buna bakmak gerek.

Küresel olarak , Etki Yatırımlarının %2 sinin Kuzey Afrika ve Orta Doğu, %6 sının Doğu Avrupa da yapıldığını, bunun yanında düşük bölgesel payına rağmen Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgesinde 2015-2019 yılları arasında etki yatırımlarının %43 e ulaştığını görüyoruz.

Bu da Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum itibariyle Kuzey Afrika ve Orta Doğu , Doğu Avrupa, Türki Cumhuriyetler ve İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri nezdinde sahip  olduğu avantajı ortaya koyuyor. Yine islam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri nezdinde etki yatırımı konseptiyle örtüşen İslami sermaye önemli bir potansiyel olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’de, mültecilerin geçimi, kadının güçlenmesi, finansal kapsayıcılık, yenilenebilir enerji, sağlık teknolojisi gibi alanlar SKA’ların gerçekleştirilmesini sağlayacak yatırım alanları olarak karşımıza çıkıyor.

Sağlık, eğitim, temiz teknoloji, tarım teknolojisi, enerji gibi sektörlere yapılan yatırımların arttığını ve gelişme potansiyeli olduğunu görüyoruz.

”Etki” kavramı neden önemli?

Etki kavramını  sürdürülebilirlik bağlamında analiz ettiğimizde SKA’larının da ortak paydası olduğunu görüyoruz. Kullandığımız enerjinin karbon ayak izi, suyun iklim değişikliği ile bağlantısı, kadının güçlendirilmesinin ekonomiye olumlu katkısı, eğitimde fırsat eşitliğinin işsizliğe katkısı gibi konular tamamen etki kavramı ile bağlantılı. 

Birey, işletme, şirket olarak yaptığımız her tercih etki yaratıyor. Nasıl bir tüketici olacağımız, yatırımlarımızı neyi esas alarak yapacağımız etki yaratıyor. Bir örnek, COVID-19 sürecinde ülkemizde kentli nüfusun bağışıklık sistemini güçlendirmek için tercih ettiği gıda takviyeleri ciddi bir pazar yaratmış durumda… bugün itibariyle 210 milyar dolara ulaşan bir pazardan bahsediliyor. Bu da her bireyin tercihin etki yarattığının kanıtı. O yüzden her ölçekte nasıl etki yaratmak istediğimizi iyi düşünmemiz gerekiyor. Farkındalık artırmak için her sektörde kişi, kurum bazında eğitim, bilinçlendirme çalışmaları önem taşıyor. 

Bir yatırımın yaratacağı etkinin ölçülmesi neden önemli?

Etki Yatırımlarının üç önemli unsuru ve en önemli unsuru var. Öncelikle SKA larına uygun bir yatırım konusu olması gerekiyor. İkincisi etki oluşturma niyetinin yatırımın en başında oluşması ve fizibilite dahil tüm yatırım stratejisi içinde yer alması gerekiyor. Yatırımın en başından itibaren etkinin ölçülmesi ve yatırım boyunca devam etmesi, ölçülen sosyal veya çevresel etkiyi ekonomik bir değere dönüştürüyor ve o yatırımın ya da projenin ölçeklenebilir olmasını sağlıyor.