COVID-19 Sonrası Yükselen Yatırım Trendleri

Okuma Süresi: 5 dk. Kategori: Etki Yatırımı Tarih: 24 Eylül 2020

Dünya genelinde, COVID-19’un beraberinde getirdiği sağlık krizi ve ekonomik sıkıntıların bir sonucu olarak, yatırımcılar nezdinde ESG odaklı yatırımlara ve etki yatırımlarına ilginin arttığını söyleyebiliriz. COVID-19 öncesi yükselişe geçen bu trend, ekonomi dünyasında daha çok konuşulmaya başlanan bir konu haline geldi. JP Morgan şirketinin analizlerine göre, büyüklüğü 2020 yılı sonuna kadar 45 trilyon doları geçmesi bu pazar IFC’ye göre en az 2 trilyon doları bulacak. Global Impact Investing Network(“GIIN”)’un analizlerine göre ise, yatırımcıların toplam yatırımları içinde etki yatırımına yönelen bölümünün son 5 yılda, her yıl %17 oranında arttığı belirlenmiş.

Bu arada, milenyaller ile Z jenerasyonunun harcama ve yatırım davranışlarının da yatırım ortamına yeni bir şekil kazandırdığı da bir gerçek; zira yeni jenerasyonlar tüketim ve yatırım tercihlerinde “sürdürülebilirlik”ten yana.

Global yatırım trendlerini etkileyen “sürdürülebilir yatırım” kavramı altında genellikle yanyana konulan ESG odaklı yatırım ile etki yatırımı arasındaki farkları iyi anlamak, sermayeyi fark yaratacak, etki oluşturacak işlere yönlendirmek için önem arz ediyor.

Birleşmiş Milletlerin 2015 yılında dünyanın kullanımına sunduğu Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını merkezine alarak yatırım yapılmasını öngören bu iki kavram, ESG yatırımları ve etki yatırımları nerede ayrışıyor, iyi tespit etmek gerek.

ESG (Environmental-Social-Governance) yatırımları, çevresel, sosyal ve yönetişimsel kriterlerin, o yatırımda sistematik olarak karşılanmasını gerektirir. Yatırım performansını artırmak için, yatırımı daha az riskli ve karlı hale getirmek için kullanılan sistematik bir tarama ve izleme faaliyetini içeren ESG yatırımları, daha çok kamu sektöründe altyapı hizmetlerinin karşılanmasında kullanılan bir model. Bu modelde, yatırımı yapan şirketin faaliyetlerini izleyen ve rapor eden bir sistem dahilinde o ticari faaliyete dair tüm çevresel, sosyal ve yönetişimsel kriterlerin yerine getirilmesi beklenmektedir. Örneğin, atık su yönetimi, iş güvenliğinin sağlanması, yönetim kurulunda bağımsız üye bulunması gibi.

Diğer taraftan, etki yatırımı modeli, daha çok özel sektörde yer alan yatırımlarda stratejik olarak sürdürülebilir kalkınma amaçlarınına uygun ölçülebilir pozitif etki yaratmayı hedefleyen yatırımları içerir. Çoğu etki yatırımcısı, ESG riskini yatırımların bir parçası olarak düşünür ve uygular. Nihayetinde ESG yatırımlarında da sürdürülebilir kalkınma amaçlarına atıf vardır, ancak amaç bu kriterlere olabildiğince uyarak ticari faaliyeti, kendisi için risk teşkil edecek olumsuz etkiden uzaklaştırmak ve yatırımın karlılığını, o riski bertaraf ederek maksimize etmektir.

ESG yatırımlarının bir özellliği de, yatırıma sermaye sağlayacak kuruluşlar nezdinde bir yatırım kriteri olarak öne sürülmesidir. Bir yatırımı hayata geçirmek için kredi kuruluşlarından sağlayacağı kredinin ESG kriterlerine bağlı olduğunu idrak eden iş liderleri için bir farkındalık ve davranış değişikliği söz konusu olacaktır. Zira bu denklemde ESG kriterlerini karşılayamayan şirketler arzu edilen krediyi alamayacaktır. ESG yatırımları, sermaye piyasalarında yarattıkları bu baskı itibariyle etki yaratacak şirketlere arz edilecek sermayenin maliyeti azalacağından, iş liderleri için sözkonusu davranış değişiklini sağlayacak, daha çok etki odaklı yatırım yapılması mümkün olacaktır.

Sürdürülebilir yatırım başlığı altına giren ESG yatırımları ile etki yatırımlarını birbirinden ayıran özellikleri bilmek, birbirine çok benzeyen ancak farklı olan bu iki yatırım modelini daha iyi anlamamızı sağlar.

Etki yaratma iradesinin daha işin en başında, yatırım stratejisinin içinde yer alması o yatırımı, etki yatırımı yapar. Bu çerçevede, fizibilite çalışmasında ve bütçelemede etki ölçümü ve yönetimi konusundaki strateji yatırımın en erken aşamalarından itibaren bellidir. Etki yatırımında, yatırım konusunun sürdürülebilir kalkınma amaçlarına hizmet etmesi bir ön koşuldur; sürdürülebilir kalkınma amaçlarından birisine aykırı bir yatırım kalemi, etki yatırımının konusu olamaz. Örneğin fosil yakıtların kullanıldığı bir enerji santrali projesi etki yatırımı olamaz, ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı bir enerji santrali projesi etki yatırımına konu olabilir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir konu da , etkinin gerçekten objektif olarak hedeflenip hedeflenmediğidir. Yatırımcının, o yatırımı yapmakla her halükarda doğacak etkinin pozitif olduğunu ileri sürmesi durumu tam da anladığımız anlamda etki yaratmıyor olabilir. Örneğin, bir yatırımcı sosyal veya çevresel etki yaratmak adına hareket ederken, topluma veya çevreye daha az olumsuz etki vermek adına, bu yatırıma harcadığı bütçeye kıyasla sosyal veya çevresel fayda yaratmak iddiasıyla reklam ve pazarlamaya daha büyük bir bütçe ayırıyorsa “impact washing” kavramı karşımıza çıkar. Bağımsız ve yetkin bir kuruluş tarafından yapılan etki ölçümü, etki yatırımının olmazsa olmaz unsurudur. Bu durumda, etkinin ölçülmesinde yanıltıcı vaatler ve mesajlar verilmesi ile hedeflenen aslında ölçülebilir pozitif etki yaratmak değil, etki yaratıyormuş gibi yapmaktır.